GEÇEN hafta İzmir’in iki önemli piyasasında terör ve belirsizliğin can yakıcı etkilerini gözlemledim.

İlk işaretleri Gaziemir’deki Oto Kent’te aldım.
Bazı galeri sahipleriyle sohbetlerimde Ankara’daki bombalar ve bitmek bilmeyen Diyarbakır Sur, Dicle savaşlarının
yarattığı endişe ile yavaşlayan araç satışlarının son canlı bombalardan sonra bıçak gibi kesildiğini öğrendim.
Genellikle turizm mevsimi öncesi bu aylarda canlanan ikinci el satışlardaki durgunluğu galeri sahipleri iki nedene
bağlıyor. Birincisi; insanlar ortamı güvensiz görüp tatil planlarını askıya alarak alımlarını erteliyor. İkinci olarak ise
bankalar kredi vermek istemiyor. Bırakın yeni krediyi, daha önce verdikleri kredileri bile geri çağırıyor. Bir galeri
sahibi son durumu şöyle özetledi:
“İş öyle noktaya vardı ki, çekler bile karşılıksız çıkıp arkaları vurulmaya başladı. Çek bir firmanın en önemli ticari
itibarıdır. Çeki vurulan şirket kara listeye girer piyasada değeri kalmaz. Ama bugünlerde pek çok kişinin itibar filan
umurunda değil. Günü kurtaralım deyip çeklerinin vurulmasına aldırmıyor.”
Ziyaretimin ikinci durağı ise Gıda Çarşısı’ydı. Orada durum daha da vahimdi. Kendi imalatı makineler ve ithal araçlar
satan bir işyeri sahibi, “Yedi sekiz yıldan beri ilk kez çekler çakılmaya başladı. Biz yeni mal satma değil, eski
sattığımız malların parasını kurtarma telaşına düştük. Mahkemelerle filan uğraşacak vaktimiz yok. Bir kamyonetle
alacaklı olduğumuz işyerlerini dolaşıyoruz. Paramızı alamazsak hala duruyorsa verdiğimiz makineyi, aleti yükleyip
dönüyoruz” dedi.
Bir başka işyeri sahibi ise Gıda Çarşısı’ndaki son durumu şöyle özetledi:
“Çarşı’da bugünlerde iflas erteleme isteyenlerin sayısının arttığını duyuyoruz. Zaten bazıları iflas erteleme hakkı
kararı aldırıp kanundaki boşlukları kullanarak çok kişinin canını yakmaya başladı bile. İflas ertelemeye sığınarak
hem borçlarını ödemiyor, hem de ellerindeki malları mülkleri satıp, paraya çevirerek ortadan kayboluyorlar. Ya da
başka isimle başka yerlerde iş açıyorlar. Olan bunlara malını kaptıranlara oluyor.”
ÇOK GEÇ OLMADAN
Görüldüğü gibi terörün yarattığı korku iş hayatını da vurmaya başlamış durumda. Terörle yaşamaya alışmak demek
ekonomik olarak çökmek demek. Akıl tutulmasından kurtulup, terörün bütün bir toplumu esir almasına engel olmak
gerek.
Bunun da çıkış yolu partiler üstü bir anlayışla siyasetçilerin, sivil toplum kuruluşları ve topluma yön veren
dinamiklerin bir araya gelip ortak aklı bulmasıyla mümkün. Eğer biraz daha gecikirsek Ortadoğu’nun talihsiz ülkeleri
gibi terör bataklığında çırpındıkça batma ihtimalimiz artacak.

Hürriyet 23.03.2016 Çarşamba Selim Türsen Haberi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.