Derginin Kaynağı

pdf formatındaki yazıyı indirin. Pdf.

 

İFLASIN ERTELENMESİ KARARININ
ALACAKLILAR VE KAMU İDARESİ
AÇISINDAN ETKİLERİ
Özgür ÖZKAN∗
I- GİRİŞ
Türk Ticaret Kanunu’nun 324. maddesi, anonim şirkette mali
durumun bozulması halinde, hem genel kurul hem de mahkeme tarafından
tedbir alınması halini düzenler. Bu maddeye göre, şirket pasiflerinin
aktifinden daha fazla olması, diğer bir deyişle şirketin borca batık olması
halinde, yönetim kurulu bu durumu mahkemeye bildirmekle yükümlüdür. Bu
durumda mahkemece şirketin iflasına karar verilebilir. Ancak şirketin
durumunun düzeltilmesinin mümkün olması halinde, yönetim kurulu veya
şirket alacaklılarının birinin talebi üzerine, mahkemece iflasın ertelenmesine
karar verilebilir. Mahkeme vermiş olduğu bu karar çerçevesinde şirketin ıslahı
için gerekli olan tedbirleri alır.
İflasın ertelenmesi, pasifleri aktiflerinden fazla olan, diğer bir deyişle
borca batık durumda olan bir anonim şirketin belli koşullarla geçici olarak
iflasına karar verilmesini önlemek, diğer bir deyişle iflas kararı verilmesini
gerektiren borca batıklığı ortadan kaldırmak, şirketin durumunun ıslahı ve
şirketin bir tüzel kişi olarak varlığını ve faaliyetini sürdürmesini sağlamak
amacıyla getirilmiş bir kurumdur. Bu kurum esas itibariyle şirketin ve pay
sahiplerinin çıkarlarını korumaya hizmet eder; bir yan etki olarak alacaklıların
da korunması sağlanmış olur. Böylece, iflasın ertelenmesi ile şirket ve alacaklı
menfaatlerine aynı oranda hizmet edilmiş olur.
İflasın ertelenmesi kurumu, Türk Ticaret Kanununda yetersiz bir
biçimde düzenlenmiştir. Daha sonra 4949 sayılı Kanun ile sermaye şirketleri
ve kooperatiflerin borca batıklık nedeniyle iflasına ilişkin İcra ve İflas
Kanunu’nun 179. maddesinde, şirket borçlarının aktifinden fazla olması
halinde, şirketin iflasına karar verilebileceği ancak, mali durumun


Vergi Denetmeni, Eski Banka Müfettişi
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
108 SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69
iyileştirilmesi imkanı mevcut ise, talep üzerine iflasın ertelenmesi yoluna
gidilebileceği açıkça düzenlenmiştir (Güralp, 2008).
Bu yazımızda öncelikli olarak iflasın ertelenmesi müessesesine
değinildikten sonra, mahkemece iflasın ertelemesi kararının verilmesinin
amme alacaklarının tahsili üzerindeki etkisi değerlendirilmeye çalışılacaktır.
II- TÜRK HUKUKUNDA İFLAS ERTELEME KURUMU VE
AMACI
İflasın yani şirketin varlığının sona ermesinin bütün taraflar için vahim
sonuçlar doğurması nedeniyle, iflas erteleme ve daha sonra da ortadan
kaldırmaya yönelik hukuki tedbirlerin alınmasına çeşitli ülkelerde ve
ülkemizde de başvurulmaktadır. Ülkemizde; iflasın ertelenmesinin yanı sıra,
konkordato, sermaye şirketlerini uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılması,
fevkalade mühletten yararlanma imkanları da hep bu amaca yönelik
kurumlardır (Öztek, 2005: 30).
Sermaye şirketlerinin ve kooperatiflerin borçlarının yeniden
yapılandırılması ülkemizde yaşanan ekonomik krizler sürecinde gündeme
gelmiş bir kavramdır. Bu çerçevede 2001 ekonomik krizini müteakip İstanbul
yaklaşımı olarak da adlandırılan bir düşünce çerçevesinde özellikle banka ve
kredi kurumlarının iflasının önlenmesi ve bunlara hayatiyet kazandırılması
maksadı ile borçları, alacaklıların da konsensüsü ile üç yıl müddetle
ertelenmiştir. Bu yaklaşımın başlangıçta banka ve kredi kurumları ile sınırlı
tutulmasının altında kurtarılan banka ve kredi kurumlarının ticari hayatı
kredilemesi ile ticaretin içerisinde bulunan şirketlerin de düzlüğe çıkabileceği
mantığı yatmaktaydı. İstanbul yaklaşımı olarak adlandırılan sistem temellerini
Londra yaklaşımından almaktaydı. İstanbul yaklaşımı ile öngörülen üç yıllık
sürecin sonunda Dünya Bankasının da zorlamaları ile iflas hukukumuza 2003
ve 2004 değişiklikleri kapsamında İflasın Ertelenmesi, Aktifin Terki Suretiyle
Konkordato ve Uzlaşma Yolu İle Borçların Tasfiyesi kurumları dahil
olmuştur (Öztek, 2005: 23).
İflasın ertelenmesi esasen hukuk sistemimizde mevcut olan, fakat İcra
İflas Kanunu’na 17 Temmuz 2003 tarihli 4949 sayılı kanun ile yapılan
düzenlemeler çerçevesinde dahil olmuş bir kurumdur. İflasın ertelenmesi
Türk Ticaret Kanununun 324/2 maddesinde düzenlenmiş ve hali hazırda
yerini muhafaza eden bir kurumdur. Ancak, 4949 sayılı değişiklikten önce de
iflasın ertelenmesi kanunumuzda bulunmakla beraber, uygulamada hakimler
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69 109
iflasın ertelenmesi kurumuna başvurmuyorlardı. Zira TTK çerçevesinde
iflasın ertelenmesi ile birlikte takiplerin duracağına ilişkin bir hüküm yoktu.
Bu noktada hakim iflasın ertelenmesi ile birlikte kanun zikretmediği bir
tedbiri olan takipleri durdurmaya yanaşamıyordu. Bu tereddütler hasebiyle
kanunda var olan ancak uygulanmayan bir kurumdu (Öztek, 2005: 24).
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu bir kararda iflas
ertelemenin temel amacı şöyle özetlenmiştir; erteleme süresince şirketlerin
aktiflerinin korunması, çalıştırılması ve bu şekilde pasiflerinin (borçlarının)
azaltılmasıdır. İflas erteleme kurumu, şirketin iflasının ertelenmesi suretiyle
durumunun daha da ağırlaşmasının önlenmesi ve böylece alacaklıların
korunmasına öncelik tanınmaktadır.
İflas erteleme kurumunun konkordatodan başlıca farklılığı; iflas
erteleme imkanından sadece sermaye şirketleri ile kooperatiflerin yararlanması
ve borca batık bir şirketin alacaklılarının katılımına bağlı olmaksızın
kurtarılmasına imkan veren daha esnek bir kurum olmasıdır.
İflas erteleme kurumunun şekli ve maddi koşulları bulunmaktadır.
Bunlar aşağıda başlıklar halinde sıralanmıştır :
İflas Ertelemeye İlişkin Şekli
Şartlar :
İflas Ertelemeye İlişkin Maddi
(Esasa İlişkin) Şartlar :
1- Talep şartı (iflasın ertelenmesinin
talep edilmesi),
1- İflas erteleme talebinde
bulunan şirketin “borca batık”
olması,
2- Borca batıklık bilançosunun
mahkemeye verilmesi,
2- Şirketin iyileşmesinin mümkün
olması
3- Borca batıklık bildirimi
(beyanının) mahkemeye sunulması,
3- Alacaklıların haklarının
korunmasıdır.
4- Gerekli masrafların mahkeme
veznesine depo edilmesi,
5- İyileştirme projesinin mahkemeye
verilmesi
İflasın ertelenmesinin sona ermesi de belirli koşullara bağlanmıştır.
Buna göre, erteleme süresi sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının tespiti
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
110 SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69
üzerine mahkeme, şirketin iflâsına karar verir. Erteleme süresi dolmamakla
birlikte, mahkeme kayyımın verdiği raporlardan şirketin malî durumunun
iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varırsa, erteleme kararını
kaldırarak şirketin iflâsına karar verebilir.
Erteleme süresi sonucunda şirketin mali durumunun düzelmesi
halinde erteleme kararı amacına ulaşmış demektir. Bu durumda kayyım
tarafından verilen rapor çerçevesinde Mahkeme erteleme kararını kaldırır.
III- KAMU (AMME) ALACAKLARININ TANIMI VE KAPSAMI
Kamu hizmetlerinin karşılanması, yürütülmesi için devlet, Anayasadan
aldığı yetkiyle bir kısım mali yükümlülükler koyar. Bunlar vergi, resim, harç
gibi çeşitli adlarla anılırlar (Öncel vd., 2007: 159). Bunlara genel olarak kamu
alacakları diyebiliriz. Kamu alacakları ile ilgili doktrinde birçok tanım
bulunmaktadır. Bu tanımları sırasıyla inceleyecek olursak, kamu alacakları
devletin kamu hukukundan doğan ve kamu gücüne dayanarak idari işlemlerle
sağladığı kamu gelirleri olarak da tanımlandığını görürüz (Onar, 1960: 1647).
Başka bir tanımda ise kamu alacağı devletin kamu tüzel kişiliğinden ve
egemenlik hakkından doğan, ayrıcalık ve özellik taşıyan alacakları (Tuncer,
1998: 148) şeklinde tanımlanmıştır. Yine bir başka tanıma göre, kamu
alacakları devletin yüküm ya da borç ilişkisi sonucu idari işlemlerle sağladığı
kamu gelirleridir (Öncel vd., 2007: 159).
Bu tanımlar ancak 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun birinci maddesiyle daha anlaşılır şekle gelebilir. 6183 sayılı
Kanun’un birinci maddesi; “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi,
resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası
gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız
fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından
mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun
hükümleri tatbik olunur.” şeklindeki hükmü ile kamu alacaklarının hangi
kalemlerden oluştuğunu belirlemektedir. Yine aynı Kanun’un üçüncü
maddesi birinci bendinde ise; “Bu kanundaki amme alacağı terimi: 1. ve 2.
maddeler şümulüne giren alacakları,” şeklinde düzenlenmiş ve kamu alacaklarının
nelerden oluştuğu hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanun’un birinci maddesinde;
– Kamu alacağının devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait olması
gerektiği,
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69 111
– Kamu alacaklarının asli, fer’i kamu alacakları ve kamu hizmetleri
uygulamasından kaynaklanacağı,
– Söz konusu kamu alacaklarının takip masrafları açısından da 6183
sayılı Kanun gereğince işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır (Çelik, 2002:
25).
Asli kamu alacakları; vergi, resim, harç ceza tahkik ve takiplerine ait
muhakeme giderleri, vergi cezaları ve para cezalarından oluşmaktadır. Fer’i
kamu alacakları ise gecikme zammı ve faizlerini içerdiği anlaşılmaktadır
(AATUHK. Md. 1). Fer’i kamu alacakları kapsamına (Çelik, 2002: 25-26);
– 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesindeki “gecikme zammı”,
– 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde belirtilen kendisine ödeme
emri tebliğ olunan kişinin ödeme emrine itirazı, tamamen veya kısmen haksız
bulunduğunda ödeyeceği zam,
– Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesinde belirtilen pişmanlık
zammı,
– Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 3. bendinde yer alan
hükme göre dava konusu yapılan vergi uyuşmazlığını kaybedenlerden alınacak
faizler,
girmektedir.
IV- İFLASIN ERTELENMESİ KARARI VERİLMİŞ BİR
AMME ALACAĞINA KAMU İDARESİNİN YAKLAŞIMI
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un
54. maddesine göre; “ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince
cebren tahsil olunur.” Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birisinin
tatbiki suretiyle yapılır. Bunlar;
a- Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın
paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
b- Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının
haczedilerek paraya çevrilmesi,
c- Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesidir.
Mahkeme tarafından verilen “erteleme” kararı üzerine, borçlu
aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yukarıda bahsedilen takipler de dahil olmak
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
112 SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69
üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip
muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.
5766 sayılı Kanunla 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan
değişiklikle, “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” tarif edilmiştir.
Buna göre tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; “Amme
borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme
alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan
aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi
nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında
amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını” ifade
etmektedir.
Bu şekilde bir tanımlama yapılmasının nedeni, kanunun gerekçesinde;
“Söz konusu kavramlara açıklık getirmek ve uygulamada meydana gelen veya
gelebilecek olan ihtilafları azaltmak amacıyla Kanunun aradığı şartların neyi
kapsadığını” belirlemek şeklinde açıklanmıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı
üzere, hakkında iflas ertelemesi kararı verilen amme borçlusundan olan
alacakların ileride tahsil kabiliyetinin olabileceği hususu kabul edilmiş
olmaktadır.
Ayrıca, 29 Haziran 2008 tarih ve 26921 sayılı Resmi Gazete’de
yayınlanan Tahsilat Genel Tebliği’nde, “haklarında iflas kararı veya iflas
erteleme kararı bulunan tüzel kişilerin borçlarından sorumlu olan kişiler
hakkında şahsi iflas kararları olmadığı müddetçe söz konusu borçlar nedeniyle
bu kişiler hakkında yurt dışı çıkış tahdidi uygulanacağı” belirtilmiştir.
Tüm bu anlatılanlardan kamu idaresinin, hakkında “iflasın ertelemesi”
kararı verilen kişi ve kuruluşlardan olan alacaklarının tahsil kabiliyeti
olabileceğini ancak amme borçlarından sorumlu olan ortaklar hakkında şahsi
iflas kararı olmadığı sürece yurtdışına çıkış sınırlaması uygulaması gerektiği
yönünde bir kanaat olduğu söylenebilir. Bu da “iflasın ertelemesi kararı”nın
yasamızda yer almasının ve işlerlik kazandırılmasının sebepleriyle paralel bir
uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kanun koyucu erteleme kararı alınmış şirketin imtiyazına bir istisna
getirmiştir. İcra ve İflas Kanununun 206. maddesinin birinci sırasında yazılı
alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Yani bu alacaklar karşısında
şirketler korunmamaktadır. Çoğu zaman ön sıralarda yer alan 6183 sayılı
Kanunda belirtilen amme alacaklarının takibi dahi erteleme kararının
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69 113
verilmesi ile durmaktadır. İcra ve İflas Kanununun 206. maddesinin birinci
sırasında yazılı alacaklar aşağıda belirtilmiştir:
1- İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl
içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas
nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem
tazminatları,
2- İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı
kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel
kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları,
3- İflasın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan
ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları.
V- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
İflasın ertelenmesi borçluyu kurtarmak kadar alacaklıları da korumak
amacıyla getirilmiş bir kurumdur. İflasın ertelenmesi ya iyileştirme projesinin
başarılı olup şirketin borca batık olma halinden kurtulmasıyla, ya da
iyileştirme projesinin başarısız olup şirketin iflasıyla sona erer. İflasın
ertelenmesi kararının verilmesiyle birlikte daha önce başlamış olan, 6183 sayılı
Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılanlar da dahil
olmak üzere, tüm takiplerin duracağı ve tek bir istisna dışında (İİK. 206. md.)
yeni takip yapılamayacağı İcra ve İflas Kanunu’nun 179/b-1 maddesinde
açıkça belirtilmiştir. 6183 sayılı Kanuna göre Amme İdaresi tarafından haciz
işlemi yapılmışsa, mahkemece “iflasın ertelenmesi” kararı verilmesi
durumunda yapılan haciz işlemi iptal edilmeyecek, ancak hacizli malın satışı
yapılamayacaktır. 6183 sayılı Kanuna göre yeni bir takip yapılması da
mümkün değildir. Bu konuda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 28.5.2004 gün
ve 8556-13661 sayılı kararı bize göre de isabetlidir. Çünkü bu kararda, ödeme
emrinin iptali değil, takibin iptali gerektiği hususu belirtilmiştir. Yasada
belirtilen manada, iflasın ertelemesi kararı ile birlikte Amme İdaresi de diğer
alacaklılar ile eşit durumda kabul edilmektedir. Bu sayede borçlunun
alacaklıların takiplerinden erteleme süresi içinde korunması ve mal varlığının
parçalanması önlenmektedir.
İflasın Ertelenmesi Kararının Alacaklılar ve Kamu İdaresi Açısından Etkileri
114 SAYIŞTAY DERGİSİ ● SAYI: 69

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.