Kısa sürede 100’ün üzerinde şirketin iflas erteleme kararı alması sistemin kullanılmasına ilişkin kaygıları artırdı. Denizbank Genel Müdürü Ateş: “Siz önünüze tamamen hukuki duvar ördüğünüzde, o duvarın arkasında ne olduğunu bilemiyoruz” dedi

Son dönemde 100’ün üzerinde şirketin iflas erteleme kararı alması, şirketlerin “basiretli” yönetilip yönetilemediği ve bu müessesenin kötüye kullanılıp kullanılmadığı tartışmalarına yol açtı. Ekonominin işleyişi içinde borcunu ödeyemez hale gelmiş şirketlerin iflas hallerinin, gelecekte şirketin kurtarılabileceği beklentisi altında belirli şart ve koşullar çerçevesinde bir müddet ötelenmesi şeklinde tanımlanan iflasın ertelenmesini bazı şirketlerin borçlarını ödememek için kötüye kullandığı ifade ediliyor.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) yetkilileri pratikte, borçluların, izin verilen azami 5 yıl süreye kadar rutin bir biçimde erteleme talep ettiğini ve mahkemelerin de bu ertelemeyi rutin bir biçimde yaptığını belirtti. TBB, Yargıtay’ın bir iflas erteleme kararı vermenin ön koşullarını ayrıntılarıyla düzenlemiş olmasına rağmen borçluların da alacaklıların icra takiplerini bloke etmek amacına yönelik ihtiyati tedbir kararları almak gibi başka kötüye kullanım yollarına ve araçlarına başvurduğunu kaydetti.
Borçlunun kefillerinin mal varlıklarının da sıklıkla borçlu iflas erteleme sürecine tabi olmadan kısa süre önce borçluya devredildiği ve böylece alacaklının alacaklarını kurtarma şansının kalmadığı vurgulandı.
1-2 YILLA SINIRLANMALI
TBB yetkilileri, “Erteleme hakkı sadece geçici likidite problemi bulunan yaşayabilir borçlulara tanınması gereken bir hak olmalı. Bir iflas takibinde mahkeme kararını erteletebilmek veya süreci durdurabilmek için, borçlunun, hâkimi, gereken tüm doküman ve kanıtlarla desteklenmiş ‘ciddi ve ikna edici’ bir kurtarma planıyla ikna etmesi gerekir. İflas erteleme süresi uzatmalarıyla birlikte azami 1-2 yılla sınırlandırılmalı ve erteleme kararı alabilmek daha katı ve sıkı koşullara tabi tutulmalıdır” diye konuştular.
‘TİCARİ AHLAKI BOZAR’
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, iflas erteleme konusunda bankacılık sektörünün doğrudan etkilenmesinin yanı sıra bütün ticaret erbabının da bundan etkilendiğini söyledi. Çünkü şirketlerin sadece bankalara değil aynı zamanda piyasaya da borçlandığını ifade eden Ateş, “Çarşıda bir esnaf düşünün ona buna borçlanmış, bir gün elinde bir kararla geliyor. Diyor ki ‘Mahkeme tedbir kararı koydu’. Başvuru neticesinde mahkeme ya iflas erteleme ya da iflas kararı verecek. Birileri şuna bakmalı; ‘Tedbirli iken aradan birkaç yıl geçtikten sonra kaç tane iflas erteleme kararı verilen şirket borçlarını eda etmiş ve ticari hayata geri dönmüş’. Bu ekonomik yarar için yapılıyor. Kimin yararı? Öncelikle toplumun yararıdır. Şirket ortadan kalkıyor, kapanın elinde ve cebinde kalıyorsa ben buna karşıyım. Bu ticari ahlakı bozar” dedi.
BİZ DE KREDİ VERMEKTEN KAÇINIYORUZ
Bankacılık sektörü olarak herkese yardımcı olduklarını dile getiren Ateş, şunları keydetti: “Siz önünüze tamamen hukuki duvar ördüğünüzde, o duvarın arkasında ne olduğunu bilemiyoruz. Dolayısıyla bu ekonomik olarak fayda sağlamıyor, zarar getiriyor. Bizim güvenimiz sarsılıyor ve kredi vermekten kaçınıyoruz. Çok teminatlı kredi vermeye başlıyoruz sonra bize kızıyorlar. Bir tek ipotekte 4-5 yıl aradan geçse de benden sonra gelecek alacağına sahip çıkar. Gerçek manada acze düşenleri tenzih ediyorum. Bu bir yol alarak açılırsa ticari hayat biter. İnanın borçlu bile mutlu olmaz.”
RİSK İÇİN BİLGİ SAHİ Bİ OLUNMALI
Kredi Kayıt Bürosu (KKB) Genel Müdürü Kasım Akdeniz de bir iflas erteleme ya da çeklerle ilgili ihtiyati tedbir kararlarının karşı tarafın kötü niyetine girebildiğine dikkati çekti. Vadeli mal satanların çok dikkat etmeleri gerektiği tavsiyesinde bulunan Akdeniz, “Buradan şunu anlamalıyız; karşı tarafla ilgili geçmiş dönem ödeme performansı biliniyor mu? Vadeli bir satış varsa her zaman risk vardır. Risk varsa bunun yönetilmesi gerekir. Riski yönetmek de ancak karşı tarafla ilgili bilgi sahibi olmakla mümkündür. Bunun yolu da çek ve risk raporlarından geçiyor” dedi.
MAL VARLIĞI KORUNMALI
TBB yetkilileri “Erteleme hakkı tanındığı takdirde, mahkemenin şirketin mal varlığını korumak için bazı tedbirler alması ve şirketin mevcut yönetiminin yerini alacak ya da daha yaygın olarak yönetimin eylem ve kararlarında onay yetkisine sahip olan bir kayyum tayin etmesi gerekir” şeklinde konuştu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.