Özet:
mahkemece, iflas ertelemenin uzatılması süresi dolduktan sonra açılan işbu ikinci uzatma davasının bu nedenle reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de, iflas erteleme süresinin uzatılması davası hakkında verilen karar sonucu itibariyle doğru olmuştur. Ancak, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davacı şirketin iflas ertelenmesi kararının kaldırılması ya da bu karar ile birlikte iflası ya da iflas ertelenmesi süresinin uzatılması hakkında, ilk uzatma kararının verildiği Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesince re’sen değerlendirme yapılıp, bir karar verilmesi gerekirken, uzatma davasının reddi ile yetinmeyen mahkemece re’sen iyileştirme projesi ve borca batıklık durumu hakkında araştırma ve inceleme yapılarak, davacı şirketin iflasına da karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

T.C.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi
Esas No:2015/4176
Karar No:2015/6223
Davacının açmış olduğu iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine, davacı şirketin iflasına yönelik olarak verilen hüküm davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyize konu karar mahiyeti gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/289 E. ve 2009/241 K. sayılı kararıyla müvekkili şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine ve bu sürenin sonunda yaptıkları başvuru üzerine, aynı mahkemece ertelemenin 1 yıl uzatılmasına karar verildiğini, erteleme süresinin şirketin ve alacaklıların menfaatlerine uygun şekilde sürdürüldüğünü, ancak borçların bir bölümünün henüz ödenemediğini, iyileştirme projesi kapsamındaki toplu konut inşaatı ve bu inşaatın tamamlanması ile serbest bırakılacak teminatlarla şirket borçlarının kapatılabileceğini, bunun için iflas erteleme süresinin uzatılması gerektiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin iflas ertelemesinin 1 yıl uzatılmasını talep ve dava etmiştir.
Müdahil vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, İİK’nın 179/b maddesi uyarınca, iflas erteleme süresinin azami bir yıl olduğu, bu sürenin kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak uzatılabileceği, ancak uzatma sürelerinin toplamı dört yılı geçemeyeceği, davacı şirket hakkında iflas erteleme kararının ilk olarak 17.06.2009 tarihinde verildiği, ertelemeden yararlanacağı sürenin 17.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiği, bu bakımdan şirketin iflas ertelenme süresinin uzatılmasına yasal olanak bulunmadığı, öte yandan, iyileştirme projesinin uygulanma kabiliyeti kalmadığı, davacı şirketin borcu batık olduğu ve gayri faal durumda bulunduğu gerekçesiyle, iflas ertelemenin uzatılması talebinin reddine, davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, (ikinci kez) iflas erteleme süresinin uzatılması istemine ilişkindir.
Erteleme süresi içinde, şirket geçici bir bekleme dönemine girmiş olur: Erteleme süresi içinde (erteleme süresi henüz bitmeden), mahkeme, kayyımın verdiği rapordan şirketin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanısına varırsa, erteleme kararını kaldırarak, şirketin iflasına karar verir. (m. 179/b, V,c.2). İİK m. 179/a ile getirilen “ikinci yenilik, iyileştirme projesinin uygulanmasının ve iyileştirmenin sonuç verip vermeyeceğinin mahkemece izlenmesidir. Bu izlemenin pratik önemi, mahkemenin iyileştirmenin mümkün olamayacağı kanaatine varması halinde erteleme kararını kaldırmasıdır. Bu suretle hem projenin sonuç alacak şekilde uygulanması teşvik edilmek, hem de bir defa ertelenen iflâsın alınan sonuçlar ne olursa olsun sürenin bitimine kadar hükmî ifa doğurmasının önlenmesi amaçlanmıştır” (İİK m.179/a gerekçesinden).
İflas erteleme süresinin sonunda üç ihtimal ile karşılaşılar; 1) Bu süre içerisinde şirketin mali durumu iyileşmiş ise mahkeme iflasın ertelenmesi kararını kaldırır ve şirket normal durumuna döner. Bu karar ile kayyımın görevi sona erer. 2) Şirketin mali durumu iyileşmemiş ya da iyileşme ihtimali mevcut değil ise, bu halde mahkeme, erteleme kararını kaldırır ve şirketin iflasına karar verir. (İİK 179/b-5. cümle 1) 3) Şirketin mali durumu tamamen iyileşmemiş olmakla birlikte iyileşme ihtimali bulunuyorsa, mahkeme, kayyımın verdiği raporu dikkate alarak erteleme süresini uygun görülecek bir süre için uzatabilir, ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez. (İİK 179/b-4. cümle 2). ( Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, İkinci Baskı, 2013, Sh. 1182 vd; Mahmut Bilgen, İflas, İflasın Ertelenmesi, Konkordato ve Yargılama Usulü, Ankara, 2012, Sh.868 vd.)
Davacı vekilince, şirketin mali durumunun iyileşme ihtimali bulunduğu ileri sürülerek, erteleme süresinin bir yıl daha uzatılması istenilmiştir. Anılan yasal düzenleme gözönünde bulundurulduğunda, kayyım raporlarını dikkate alarak, uzatma kararını verecek olan mahkeme, erteleme kararını ya da son uzatma kararını veren mahkemedir. Bu mahkeme, erteleme ya da uzatma süresinin sonunda, herhangi bir isteme gerek kalmaksızın dosyayı re’sen ele alarak, yukarıda sayılan ihtimallere göre, koşulları oluşmuşsa ya iflasın ertelenmesi kararının kaldırılmasına ya da iflası ertelenmesine ve şirketin iflasına ya da iflas erteleme süresinin uzatılmasına karar verilmelidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2002 tarih ve 1267 E; 4616 K; 01.05.2008 tarih ve 1699 E; 4737 K; 01.12.2010 tarih ve 10953 E; 13594 K. sayılı ilamı bu yöndedir.
Öte yandan, anılan yasal düzenlemedeki “uzatma süreleri” ibaresi, mahkemece verilecek süreler anlamına gelmekte olup, somut olayda, davacı şirket hakkında iflasın bir yıl erteleme süresinin dolduğu tarihten itibaren ertelemenin bir yıl uzatılmasına daha önce bir kez karar verildiği, bu durumda mahkemece verilmesi gereken uzatma sürelerinin toplamının dört yılı geçemeyeceği koşulunun, mahkemenin sadece 4 yılın dolup dolmadığını esas alan kabulünün aksine, karar tarihi itibariyle henüz gerçekleşmemiş olduğu da anlaşılmaktadır.
Ayrıca, iflas ertelenmesi kararı ve uzatma kararlarının tarihleri İİK’nın 179/b-4 maddesi hükmüne göre birbirini takip etmelidir. İflasın ertelenmesine ya da uzatılmasına ilişkin karar şekli anlamda kesinleşmeden erteleme süresinin bir kez daha uzatılmasına karar verilemez. Diğer anlatımla, iflasın ertelenmesi ya da ertelemenin uzatılması kararı kesinleşmeden yeni bir uzatma davası açılabilirse de, kesinleşme beklenilmeden ve gerçekleşmeden ertelemenin bir kez daha uzatılmasına karar verilemez.
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 15.12.2005 tarih ve 8068 E., 12544 K.; 27.01.2006 tarih ve 2005/11486 E., 2006/590 K; Dairemizin 24.02.2012 tarih ve 670 E., 1352 K; 05.02.2014 tarih ve 5344 E., 744 K; 31.10.2014 tarih ve 4506 E., 6820 K; 20.11.2014 tarih ve 4343 E., 7447 K; 31.03.2015 tarih ve 2014/2741 E., 2015/2103 K. sayılı ilamları bu yöndedir.)
Somut olayda, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.06.2009 tarih ve 2008/289 E, 2009/241 K. sayılı kesinleşen kararıyla davacı şirketin iflasının 1 yıl süre ile ertelenmesine, yine aynı mahkemenin 16.07.2010 tarih ve 484 E., 303 K. sayılı kararıyla da iflas ertelemenin 17.06.2010 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile uzatılmasına karar verilmiş, eldeki dava uzatma süresinin dolduğu 17.06.2011 tarihinden sonra 15.07.2011 tarihinde açılmış olup, işbu dava sırasında uzatma kararı kesinleşmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 17.11.2005 tarih ve 8275 E., 11316 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 31.03.2015 tarih ve 2014/2741 E., 2015/2103 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; iflas erteleme süresinin uzatılması davası iflas erteleme süresi dolmadan açılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, iflas ertelemenin uzatılması süresi dolduktan sonra açılan işbu ikinci uzatma davasının bu nedenle reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de, iflas erteleme süresinin uzatılması davası hakkında verilen karar sonucu itibariyle doğru olmuştur. Ancak, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davacı şirketin iflas ertelenmesi kararının kaldırılması ya da bu karar ile birlikte iflası ya da iflas ertelenmesi süresinin uzatılması hakkında, ilk uzatma kararının verildiği Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce re’sen değerlendirme yapılıp, bir karar verilmesi gerekirken, uzatma davasının reddi ile yetinmeyen mahkemece re’sen iyileştirme projesi ve borca batıklık durumu hakkında araştırma ve inceleme yapılarak, davacı şirketin iflasına da karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2)Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.10.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.