İyi niyetli borçluları korumak amacıyla getirilen iflas erteleme hakkında tüm merak edilenler…
İflas erteleme son günlerde iş dünyasında en çok konuşulan ve akıllarda çokca soru işareti bırakn konuların başında geliyor. Sözcü’den Dr. Nedim Türkmen bugünkü köşesinde iflas ertelemenin gerçeğini ve tüm merak edilenleri yazdı. İşte Türkmen’in o yazısı;
Son günlerde özellikle alacaklıların ve hatta Ticaret Odası Başkanları’nın yakınma konusu ettiği iyi niyetli borçluları korumak amacıyla getirilen iflas erteleme müessesesini tüm yönleriyle değerlendirmek istiyoruz.
Ekonomik kriz dönemlerinde sıkça gündeme gelen iflas ertelemesi müessesesi son 1 ayda özellikle çok büyük firmaların bu uygulamadan yararlanması nedeniyle daha çok tartışılır hale geldi.
Bu müessese, hukukumuzda uzun zamandan beri yer alan hukuki bir çaredir. Ancak bunu düzenleyen hükümlerin yetersizliği nedeniyle yaygın bir uygulaması yoktu.
ÖZEL BİR NEDEN OLARAK DÜZENLENMİŞ
30 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 sayılı Kanun’la birlikte İcra ve iflas Kanununun 179. Maddesi yeniden düzenlenip , 179/a ve 179/b maddelerinin eklenmesi ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerde yaygın bir uygulama alanı bulmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu da iflasın ertelenmesi ile ilgili hükümlere 376. ve 377. maddelerde yer vermiştir.
A)Tanımı: Borca batık halde bulunan bir işletmenin iflas tasfiyesi yolu ile sona ermesinin yerine, ayakta tutularak, bu işletmenin mali yapısının yeniden yapılandırılması ve mali durumunun düzeltilmesini sağlayan olarak çaredir.
Sermaye şirketleri (anonim ve limited şirketler) ve kooperatiflerde ana ilke malvarlığı ile sorumluluktur. Başka bir anlatımla, ortakların sorumluluğu kural olarak taahhüt etmiş oldukları sermaye paylan ile sınırlı olmaktadır.
Kanun borca bataklık halini özel bir iflas nedeni olarak düzenlemiştir. Bu şekilde şirket veya kooperatif alacaklılarının, daha fazla zarara uğramasının önlenmesi ve onların korunması amaçlanmıştır.
Buna göre iflasın ertelenmesi, borca batık durumdaki bir sermaye şirketi veya kooperatif hakkındaki muhtemel iflas kararının verilmesinden belli şartların varlığı halinde geçici olarak vazgeçilerek iflasın önlenmesi amaçlanmıştır.
B)Hukuki niteliği: İflasın ertelenmesi, kendine özgü geçici bir hukuki koruma niteliğindedir. Türk Ticaret Kanununun 376. ve izleyen maddeleri ile İcra İflas Kanununun 179. ve 179/b maddelerinde yer alan, şirket malvarlığını ve sermayesini korumayı amaçlayan tedbirler geçici hukuki koruma tedbirleridir.
C)Amacı ve önemi: Bir sermaye şirketi veya kooperatifin iflas etmeyip, işleyen bir değer olarak faaliyetlerini sürdürmesi, şirket ve alacaklıların çıkarına olmak üzere ilgili diğer kimselerin de menfaatleri bulunmamaktadır.
Yerinde ve uygun bir araç olarak kullanıldığında ekonomik sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine de hizmet edecektir.

İFLASIN ERTELENMESİNİN ŞARTLARI
1)Sermaye şirketi ya da kooperatifin borca batık durumda bulunması:
iflasın ertelenmesini, iflasa tabi olan tüm sermaye şirketlerine değil, sadece anonim ve limited şirketler ile kooperatifler isteyebilir. Adi ortaklıklar ile iflasa tabi gerçek kişiler ve sermaye şirketleri dışında kalan tüzel kişi tacirler iflasın ertelenmesini isteyemezler.
Borca batıktık ve tanımı:
Bu kavram yasalarımızda açık bir şekilde tanımlanmamıştır. Anonim şirketler bakımından, Türk Ticaret Kanunu Madde 376/3’de “…Aktiflerin, şirket alacaklılarının, alacaklarını karşılamaya yetmemesi,” ifadesi limited şirketlere de kıyas yolu ile uygulanacaktır.
Borca bataklık, hukuk sistemimizde doğrudan doğruya bir iflas nedeni sayılmaktadır. Bu nedenle “borca batıklık hali” gerçekleşmemiş ise doğrudan iflas karan verilemez.
Bu durum aynı zamanda “iflasın ertelenmesi karan” verilmesine engeldir. O yüzden rayiç değerler dikkate alınarak , “borca batıklık” tespit edilemez ise mahkemenin iflasın ertelenmesi talebini reddetmesi gerekecektir.
2)Borca batıklık durumunun mahkemeye bildirilmesi:
Borca batıklık şüphesinin oluşması üzerine, ister düzenlenecek bir ara bilançodan isterse somut bazı olgulardan, şirketin borca batık durumda olduğunun anlaşılması halinde, bu durumun mahkemeye bildirilmesi gereklidir.
Bildirim için, borca batıklığın henüz bir iflas davası açılmadan ortaya çıkması zorunlu olmadığı gibi, önceden açılmış başka bir sebebe dayalı iflas davasının olup olmaması bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Bu bildirimden önce şirket genel kurul kararı ile şirketin feshine karar verilmiş olmasının bu yükümlülüğe etkisi yoktur.
Bildirim yapılmaksızın mahkemenin kendiliğinden harekete geçerek şirketin iflasına veya iflasının ertelenmesine karar vermesi olanaksızdır. Hukuki ve cezai sorumluluk: Yönetim kurulu açısından bildirim aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüğün hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi, cezai sorumlulukları gerektirecektir. (İİK.Mad. 345/a) Hukuki sorumluluk ise, Türk Ticaret Kanunu 553/1maddesinde öngörülmektedir.
Alacaklılardan birinin şirketin takipli yada takipsiz iflasını istemesi, yönetim kurulunun borca batıklık durumunu mahkemeye bildirmesine engel değildir.

Haberin linki

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.