13.11.2018 Tarihinde TBMM adalet komisyonuna bir kanun teklifi sunuldu. Bu kanun teklifinde geniş kesimleri ilgilendiren iki üç önemli konu yer almaktadır.

 Abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklara ilişkin takiplerin usulü,

 Konkordato uygulamalarının değişmesi,

– Arabuluculuk uygulamalarının kapsamının genişlemesi.

KONKORDATO UYGULAMASI

Mevcut uygulamada cirosu 25 Milyon TL’nin altında olan işletmelerin konkordato başvurusu için bağımsız denetim kuruluşu raporu istenmiyor. Bu konuda önemli şikayetler ve iflas erteleme uygulamasında olduğu gibi kontrolsüz mali tablolara göre kararlar verilmekle arzulanan amaç yerine olumsuz yanları olan bir sistem ortaya çıkmaktadır.

 

Kanun teklifinde yapılan değişiklik ile tüm konkordatoya başvuru yapan firmalar sundukları ön konkordato projesinin uygulanabilir ve gerçek olup olmadığı yönünde kamu gözetim kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarından rapor alınması öngörülmektedir. Ayrıca raporun niteliği değiştirilmekte ve finansal analiz raporundan makul güvence veren denetim raporuna dönülmektedir.

Böylece hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları konkordato başvurusu sırasında mahkemeye sunulacaktır.

Diğer taraftan konkordato komiserliğine ilişkin yapılan düzenlemede de konkordatoyu kabul edilen işletmeler için atanacak komiserin birinin kamu gözetimi, muhasebe ve denetim standartları kurumu tarafından yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız denetçi olması zorunluluğu getirilmektedir.

ARABULUCULUK KONUSUNUN KAPSAMI

Bilindiği üzere mevcut arabuluculuk uygulaması sadece iş davalarında uygulanmaktadır. Anılan yasa teklifi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5.maddesinden sonra 5/A maddesi ile yapılan düzenlemede ticari davalarında arabuluculuk kapsamına alınması önerilmektedir. Arabuluculuk konusunda aslında gündeme gelmişken bu uygulamanın çok daha başarılı olmasını sağlamak için sistemin içine mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin mutlaka sokulması gerekmektedir. Zira ticari davalarda alacak borç ilişkilerinin yasal kayıtlardaki durumunun ne olduğu ve ne olması gerektiği konularında hukukçuların doğru karar verip taraflara arabuluculuk yapması son derece zordur. Oysa bu işin içinde olan bu kayıtların düzenleyicilerinin ve denetleyicilerinin sistem dışında tutulması uygulamadaki başarıyı olumsuz etkileyeceği açıktır.

 

Haberin Kaynağı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.